İzcilik Dökümanları

İnşallah Monologu

(Monologcu çocuk sahneye –mümkünse- üç tekerlekli bisikletle çıkar. Seyircilerin önünde fren yapar, durur. Arkasına bakar, derin bir “oh” çeker.)

Bisikletim var diye sakın beni kıskanmayın! Var ama, ağız tadıyla binemeyeceğim artık… Şu dört yol ağzındaki trafik memurundan işitmediğim kalmadı. Neymiş? Dedem yerindeki adamı, az kalsın çiğneyecekmişim. Çiğnemedim ki… Vallahi de çiğnemedim, billahi de çiğnemedim.

Bir haftadan beri ne güzel gezip dolaşıyordum. Nazar değmesin diye, görenler hep maşallah çekiyorlardı..

Haa, maşallah dedim de aklıma geldi. Ben maşallah ile inşaallahı  birbirine hep karıştırırım. Bu yüzden daha dün babamdan bir araba azar işittim. Bugün de trafik memuruyla o adam beni sorgu yağmuruna tuttular. Biri bıraktı, biri sordu. Biri bıraktı, biri sordu:

– Bir tarafın kırılmadı ya? dediler.

–  İnşallah, dedim…

–  Epey sağlam kafan varmış, dediler.

–  Maşallah, dedim.

–  Adın ne bakayım senin?

–  İnşallah, şey, Sadullah…

–  Bu bisikleti sana alana ben ne diyeyim?

–  Maşallah?

–  Allah sana da, babana da akıllar versin!

–  Karşında senin deden yerinde adam var.

–  Maşallah!

–  Bir daha seni buralarda görmeyeyim…

–  İnşallah!

–  Görürsem, kulağından tuttuğum gibi, seni tavana asarım.

–  Maşallah!

Velhasıl, korkumdan, maşallahla inşallahtan başka ağzımdan söz çıkmadı.

(Biraz durur. Bisikletine bakar, konuşur.)

Şimdi ben seni ne yapayım a şeytan arabası?

Sat desen, satamam. At desen, atamam. Başıma tatlı bela kesildin.

(Bir düdük sesi duyulur. Kulak kabartır.)

Duydunuz mu? Gene onlar… Peşimi bırakmıyorlar ki sizinle rahat rahat konuşayım… Neyse, alt tarafını, maşallah, şey inşallah başka sefer anlatırım. Hoşça kalın!

İlgili Makaleler

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Close